Çocuk ve Bebek Gelişimi

Çocuk Gelişimi

Çocuk Gelişimi eğitimi 0-6 yaş arası (okul öncesi) gerek normal gelişim gösteren, gerekse özel eğitim gereksinimi olan çocukların tüm gelişim alanlarını (zihinsel,dil, motor,özbakım,sosyal ve duygusal ) destekleyici teorik ve uygulamalı eğitim programları ile çocuğa,aileye, eğitimciye ve topluma destek olmayı amaçlamaktadır.

Çocuk Gelişimi programında, çocukların beceri ve davranışları,çoklu zeka kuramına göre yeteneklerinin saptanması ve buna uygun eğitim-öğretimin düzenlenmesi temel ilke olarak kabul edilmiştir.
Çocuklarda yaratıcı düşünceyi geliştirmek ve çocukların yaparak-yaşayarak öğrenmelerini sağlamak amacıyla,motivasyon ve güdülemeye gereken önemin verilmesi amaçlanmıştır.

Çocukluk Depresyonu

Çocuklarda depresyon,gerçekten önemli bir konudur. Ancak çoğu zaman anlaşılamamakta ve başka durumlarla karıştırılmaktadır.

Çocuklar, memnun olmadıklarında,korktuklarında ya da kendilerini kötü hissettiklerine ağlarlar. Yetişkinler, bu durumda, çocuğu oyalayarak,dikkatini başka yöne çekerek, bu duyguların geçeceği düşünürler.Ancak altta yatan problem yok olmaz ve çocukların yaşadıkları çatışmayı (ya da karmaşayı) çözerken yardıma duydukları ihtiyaç devam eder.
Onları dinleyecek ve içinde bulundukları durumu anlayacak birilerine ihtiyaçları vardır.

Çocuğun çevresindeki yetişkinler,çocuktaki alışılmadık tutumlara karşı dikkatli olmak zorundadırlar.

Takıntılar

Çocuklara ilişkin sorunlar çok bildiğimiz sorunlar değilse, aileler onların sorun olmadığını düşünmek istiyor. Bunu yaparken en sık kullanılan yöntem,sorunu kabul edilebilir bir nedene bağlamak oluyor.

Çok kaygılı, depresif bir çocuğun ağlamasının, onun çok kırılgan ve iyi kalpli olmasından kaynaklandığını söyleyen, yüzlerce aile var. Böyle olunca çocuğun sorunu gittikçe artıyor ve çözümlenmesi zorlaşıyor. Bunun en sık olduğu durumlardan biri de takıntılar.

Sık sık aynı soruyu sorarak, annesine onaylatan çocuğun “kendine güvensiz” olduğu ya da aşırı temizlik düşkünlüğü olanın “tertipli” olduğu düşünülerek kendi haline bırakılabiliyor. Oysa çoğu kez bu tip davranışlar birer takıntıdır. Tedavi edilmediği takdirde ileride sorun olabilir.

Çocuk Cinsel Yönelim Sorunları

Çocuğun her alandaki gelişiminde olduğu gibi, cinsel eğitimde de aileye oldukça büyük görevler düşmektedir. Çocuğun kişiliğine temel oluşturacak özelliklerin çoğu ailede oluşmaktadır. Bu da ancak çocukların yaşına uygun bir şekilde, gerektiği kadar bilgilendirilmeleri ile mümkündür.

Çocuğa ve ergene bilgi verirken ailenin yapısı göz ardı edilmemelidir. Sağlıklı bilgi verilmesi her aile tipinde aynı düzeyde olmamakta, bazı ailelerde yeterince sağlanamamaktadır. Elbette her ailenin bu konuda bilgili ve bilinçli olması beklenmez.

Önemli olan öğrenmeye ve bilgiye açık olmalarıdır. Aile dışında yaşadıkları olayları (okulda,arkadaşlar arasında vb.) rahatlıkla ailenin diğer üyeleriyle paylaştıklarından, sorun çıktığında sağlıklı yönlendirme yapmak daha kolaydır ve hatalı davranışları zamanında önlenebilir.

Çocuklarda Öğrenme Güçlüğü

Öğrenme güçlükleri genellikle çocuğun okula başlaması ile birlikte fark edilir. Okul başarısı için gerekli olan becerilerde (okuma-yazma,dikkat konsantrasyon, matematik) zorlanan bu çocuklar normal veya normalin üstünde zeka potansiyeline sahip olmalarına rağmen ders başarısında yaşıtlarının gerisinde kalmaktadırlar.

Öğrenme güçlüklerinin tanımlanmasındaki en önemli etkenlerden biri yaşanılan sorunun zekadan ve öğrenmeyi olumsuz etkileyecek fiziksel ya da sosyal etkenlerden bağımsız olarak ortaya çıkmasıdır.
Öğrenme güçlükleri genel olarak çocukluk döneminde tanımlansa da sadece bu döneme ait bir sorun değildir,etkileri yaşam boyu devam eder. Erken ve uygun şekilde müdahale edilmediğinde bireyin öncelikle akademik hayatını daha sonrasında ise duygusal ve sosyal gelişimi ile birlikte hayat kalitesini olumsuz olarak etkilebilmektedir.

Çocuklarda Kaygı, Öfke ve Uyum

Kaygı ya da daha ilerlemiş biçimiyle bunaltı, çocukluk nevrozunun en temel belirtisidir. Çocuk yaklaşmakta olan gerçek dışı bir tehlikenin korkulu bekleyişi içindedir.Değişik Biçimlerde klinik belirtiler verebilir: Ara sıra şiddetlenen kaygı hali de klinik tabloya egemen olabilir.

Özellikle küçük çocuklarda akut kaygı nöbetleri kusma, karın ve baş ağrısı gibi bedensel belirtilere de yol açabilir. Böyle bir durum karşısında çocuğu sakinleştirecek ve ona güven verecek anne babanın varlığı çok önemlidir.

8-9 yaşlarına doğru çocuk kaygısını öfke nöbetleri,fevri davranışlar ve gerginlik yaratan durum ve ortamlardan kaçış biçiminde dışa vurmaya başlar.
Böyle durumlarda ise en iyi çözüm çocuğa sevgiyle yaklaşarak taşkınlıklarını engellemeye çalışmaktır. Kaygının sürekli bir hal alarak çocuğun yaşama küsmesine neden olacak boyutlara ulaştığı olgularda danışmanlık desteği gereklidir.

Kardeş Kıskançlığı

Doğal bir duygu olan kıskançlık sevilen kişinin bir başkasıyla paylaşılamamasından ve temelde güvensizlikten kaynaklanır. Kardeşin doğmasıyla birlikte ona ayrılan zamanın azalması çocukta,bebeğe karşı gibi görünen ama aslında ana babaya karşı olan kızgınlık, kırgınlık gibi duyguların gelişmesine neden olabilir.

Çocuk kendini terk edilmiş, güvensiz ve desteksiz hissetmeye başlar. Kardeşler arası kıskançlığın derecesi, yeni bir çocuğun doğumuyla anne babanın tutumuna olan değişikliklere, büyük çocukla ebeveyn arasında yerleşmiş olan ilişkiye ve çocuğun bebeğe olumsuz bir etkide bulunmasına göz yumma hoşgörüsüne bağlıdır.

Kıskançlık derecesinde rol oynayan bir başka etken de kardeşler arasındaki yaş farkıdır. Yaş farkı az olan kardeşlerde kıskançlığın görülme sıklığı, yaş farkı fazla olanlara oranla biraz daha yüksektir.

İştah, Yeme Sorunu

Bazı çocukların iştahlı bazı çocukların iştahsız olmaları pek çok nedene bağlı olabilir. Çocuğu iştahlı ya da iştahsız yapan faktörlerin başında onların iç dünyalarında yaşadıkları büyük önem taşır.

Çocuğun bilinçaltına yerleşmiş bir endişe,üzüntü,nefret veya kıskançlık gibi bir duygu onun iştahını kesebilir. Bu nedenle iştahsız bir çocuk için öncelikle organik bir rahatsızlığının olup olmadığı araştırılırken diğer yandan ruhsal çatışmalarının olup olmadığı,duygusal bir sorunun bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.

Çocuğun yemek yemeyi reddetmesiyle birlikte, yorgunluk,ateş,uyuma isteği,huzursuzluk gözlenmiyorsa önemli bir hastalık belirtisi değildir.

Çocuklarda Tik

Çocuklarda tikin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte,tiklerin oluşmasında genetik ve çevresel etkenlerin rol oynadığı düşünülmektedir.Tikler genellikle gerginlik sonrasında,aile ve çevresi tarafından uyarı ve cezalandırmalar sonrasında arttığı belirlenmiştir…

Çocuklarda tikler en sık 7-12 yaşları arasında görülmektedir. Bu tikler kalıcı ya da geçici olabilir. Bu tür tikler çocuğun,ailede veya okulda yoğun gerilime karşı bir tepki olarak ortaya çıkabilir. Gerilimler kaybolduğu zaman, çocuk da bu tikten de kurtulabilir.

Bu geçici olarak niteleyebileceğimiz tikler, çeşitli beden bölgelerinde ortaya çıkar ve bir yıldan kısa bir sürede kaybolur. Bu bozukluk çocuklar arasında %12-14’ünde 3-10 yaşları arasında sıklıkla görülebilir.

Çocuklarda Uyku Bozuklukları

İkinci ile altıncı yaşlar arasında aşırı hareketli olan çocuk uykuya dalma konusunda direnebilir. Ayrıca ilk kaygılı rüyalar da bu zorluğu arttırır.Bu dönemde yatmaya direnen çocuk çeşitli bahaneler bulur.

Korktuğunu,yalnız yatamadığını söyleyerek anne baba ile yatmak isteyebilir,odasında gece bir ışık yakılmasını ister,bir oyuncak ya da yastık gibi uykuya geçişi kolaylaştıracak bir eşyaya sarılabilir,ilk bir yılda gördüğümüz davranışlardan olan parmak emme ile rahatlamaya çalışabilir ya da aileden birinin anlatacağı masala bağlanır.

Dış ortamdaki koşulların uygunsuzluğu (gürültü, anne baba ile birlikte yatma,uyku saatinin düzensizliği),uygun olmayan dış baskılar (aşırı baskıcı anne babasına karşı otonomisini korumaya çalışan çocuk ) ve sıkıntılı ya da çatışmalı bir ev ortamı bu geçiş dönemini bozar.

Çocuklarda Dikkat Eksikliği

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) okul öncesi ve ilkokul yaşlarında ortaya çıkan bir durumdur.
Bu çocuklar hareketlerini toplamakta zorlanırlar. Her 100 çocuktan 3-5 tanesinde DEHB’na rastlanmaktadır.

DEHB ilk olarak 1845’te Dr.Heinrich Hoffman tarafından tarif edilmiştir.
DEHB çocuk,aile,okul ve diğer çevre için zor bir durum olmakla beraber tedavi edilebilir bir hastalıktır.

DEHB’nun karakteristik belirtileri aşırı dikkatsizlik,içgüdüsel düşüncesiz hareketler ve aşırı hareketliliktir.Bu belirtiler erken çocukluk döneminde başlar.Benzer şikayetler daha az yoğun bir şekilde normal çocuklarda da saptanabileceğinden DEHB tanısı mutlaka bu konuda uzmanlaşmış profesyoneller tarafından gerekli testler yapıldıktan sonra koyulmalıdır.

Çocuklarda Motivasyon

“Motivasyon,insanlara yaptırmak istediğiniz şeyleri,kendileri öyle istiyorlarmış gibi yaptırma sanatıdır.” Anne baba çocuklarının bazı davranışları kazanmasını ister.

Özellikle sağlıklı olmayı ilgilendiren konularda (diş fırçalama,el yıkama,mevsime uygun giyinme,uygun yiyeceklerle beslenme vb.)evde var düzene uyum sağlayabilme (oda toplama,yatma saati,temizlik vb.) konusunda ve diğer konularda…

Çocuk,mutlaka kazanması gereken davranışa ilgisiz davrandığında,bu konuyu önemsemediğinde yardıma dış motivasyon kaynakları koşar. Dış motivasyon kısaca; kişinin kendiliğinden yapmayı istemediği işler konusunda,kendi dışındaki güçlerle ikna edilmesi olarak tarif edilebilir.İç motivasyonu harekete geçiren dış motivasyon yöntemleri,anne baba ve eğitimciler tarafından kullanıldığında pek çok davranış problemi çözüme kavuşabilir veya çocuk yeni bir davranışı kazanabilir.

Hiperaktivite

Hiperaktivitenin temel özellikleri dikkatsizlik,dürtüsellik ve aşırı hareketlilik olup,çoğu okul öncesi çocuklar bu davranışlar zaman zaman bu davranışları göstermeye eğilimlidir.Aktivite ve dikkat;yaş ve gelişim düzeyi ile farklılık gösterir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitesi olan çocukları normal aktif küçük çocuklardan ayırımda gidişin sürekli oluşu ve her alanda olmasını belirtir.
Bu çocuklar yaydan fırlamış gibi ani hareketleri olur,kıyafetlerini giymeden dışarı çıkarlar,mobilyalara tırmanır ve üzerinde zıplarlar,evin içinde koşuşup dururlar,ana okul veya yuvalardaki grup etkinliklerine katılmada güçlük yaşarlar.
Bu çocuklar kısa süreden daha fazla yalnız başına oynamakta güçlük çeker, oyuncakla oynamadan daha çok yıkıcı oyunları tercih eder, saldırgan ve oyunda işbirliği yapamaması nedeniyle çok az arkadaşı vardır.

Çocuklarda Davranış Bozukluğu

Aile ve öğretmenlerin çocukların büyüme dönemlerinde sıklıkla karşılaştıkları, baş etmekte yetersiz kaldıkları ve çözülemediğinde bir uzman desteğini gerektiren problemli davranışların bütünüdür.

Çocuğun içinde bulunduğu yaş grubunun toplumsal değerlerinin veya kurallarının benimsendiği,tekrarlayan ve sürekli olarak görülen, çevre ile uyumsuzluk yaratabilen davranışlardır.

Davranım problemleri yaşayan çocuklar yoğun öfke nöbetleri,saldırganlık,arkadaş ilişkilerinde problemler gösterebilirler. Bu dönemde yaşanan problemleri çocuğun içinde bulunduğu yaş dönemine,davranışın sıklığına,sürekliliğine ve yoğunluğuna göre değerlendirmek gerekir.

Alt Islatma

Çocuklarda görülen en yaygın sorun olarak alt ıslatma gösterilebilir.Özellikle mesane kontrolünün henüz oluşmadığı dönemlerde yaklaşık olarak 3 yaşına kadar çocuklar altlarını ıslatırlar.

Doğru ve tutarlı bir tuvalet eğitiminin ardından çocuğun kendini kontrol becerisini kazanması 4 yaşa kadar sürebilir.
Ancak 4 yaş ve sonrasında alt ıslatmanın sürmesi davranış bozukluğu olarak değerlendirilir. Nedenleri arasında pek çok etken sayılabilir. Organik sebeplere dayanan alt ıslatmalar olduğu gibi,yanlış başlanmış tuvalet eğitimi, ebeveynlerin yanlış tutumları,çevresel faktörler,kıskançlık ya da farklı psikolojik sorunlar sonucu oluşabilen alt ıslatmalar da görülür.

Kaka Kaçırma

Dışkı kaçırma sorunu çocuğu utandırır, öz saygısına zarar verir. Çocuk sosyal gelişiminde, arkadaşlarıyla ilişkilerinde sıkıntı yaşar ve tedavi edilmesi şarttır. Enkoprezi sorunu, ancak çok boyutlu ve uzun soluklu bir tedaviyle iyileşebilir.

Tedaviye çocuk doktorunun yanı sıra çocuk psikiyatrı,psikolog,anne,baba ve çocuk birlikte katılmalıdır.
Dışkı kaçırma sorununun tedavisinde davranışçı terapiler ve psikoterapinin yanı sıra aile terapisi, aile danışmanlığı ve farmakolojik tedavi yöntemleri de uygulanabilir.

Çocuğun kaka kaçırma sorununun nedeni belirlendikten sonra uygun yöntem seçilir. Eğitimlerinde baskıcı ve aşırı titiz tutumların hafifletildiği veya kaldırıldığı çocuklarda kaka kaçırma belirtilerinin de azaldığı görülmüştür.

Parmak Emme

Genellikle bütün çocuklarda yaklaşık olarak 3-4 yaşına kadar devam eden bir davranıştır ve normal olarak görülür. Parmak emme alışkanlığı geliştiren çocuklarda bu davranışın sonucu olarak bazı organ bozukluklarına da rastlanabilmektedir.Çocuğun emdiği parmağında doku bozuklukları görülebilir.

Çocuklar 1,5 yaş civarı bu davranışı yoğun olarak yapmalarına karşı 3-4 yaş sonlarına doğru bu alışkanlığı bırakmaları beklenir. Kalıcı bir davranış bozukluğu olarak görülmeye başlanmışsa altında genellikle psikolojik kökenli bazı ihtiyaçlar ya da gerginlikler olduğu düşünülebilir.

Parmak emmek çocuk açısından gelişimsel bir gerilemeye işaret eder ve buna neden olan etkenin kaynağını doğru saptamak gerekir. Aileye katılan bir kardeş, anne baba ayrılığı ya da kaybı, çevre değişiklikleri,korku ve güvensizlik duyguları çocukta böyle bir bozukluğu ortaya çıkarabilir.

Zeka Geliştirme

Çocukların zeka gelişimini etkileyen en önemli faktör genetik miras olmakla beraber hamilelik koşulları,sosyal çevre ve çocukla duygusal etkileşim gibi faktörlerin de zihinsel gelişimi etkileyebildiği bilinmektedir.

Zeka aslında tek bir kavram değildir. Zekayı oluşturan alt yeteneklere bakıldığında bu yeteneklerin doğuştan getirilen yeteneklerin yanı sıra sonradan kazanılmış, gerek çocuğun kendi çabasıyla edindiği,gerekse çevresel uyaranların etkisiyle kazandığı bilgi ve becerileri de içerdiği görülür.Zihinsel beceriler çocuğun çevresine uyumunu kolaylaştıran, bilgiye ulaşmayı ve bu bilgiyi gerektiği zaman kullanabilme esnekliği sağlayan becerilerdir.
Çevresel koşullar, anne-baba tutumu ve çocukla kurulan duygusal etkileşim sayesinde çocuğun var olan zeka potansiyelini rahatça kullanabilmesi ve zenginleştirmesi sağlanabilir.

Çocuklarda Özgüven

Çocuklarda özgüvenin yetersiz gelişmesinin nedenlerinden biri, aşırı himayeci davranan ailelerdir.Bazı anneler çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için aşırı korumacı tavırlar sergilerler.

Çocuklarını sevgi ve şefkate boğan bu anneler,çocukları hiçbir zorlukla karşılaşmasın diye her türlü işi kendi üzerlerine alırlar. Bu tip ailelerde anne çocuğun yapması gereken şeyleri yapar,çocuk adına düşünür,ona fazla yük vermez. Aslında bu iyi niyetle yapılan bir eğitim hatasıdır. Çocuğun bütün sorumluluklarını üstlenmek çok büyük bir risktir;çünkü çocuk kendi sorununu kendi çözme becerisi kazanamaz. Bu tür bir davranışa maruz kalan çocukta “Ben yapamam” duygusu oluşur. Bu ,özgüveni azaltan bir duygudur;çocuk kendisini yetersiz,güvensiz hisseder ve annesine sormadan hiçbir şey yapamaz hale gelir.

Çocuklarda Korkular

Duygusal gelişimin içinde yer alan ve çocukluk çağında sıklıkla görülen bir ruhsal durum olan korku,canlı varlıkların görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri en doğal tepkidir.

“Hem kaçınılmaz,hem de temel bir duygu “ olarak nitelendirilen korku,canlıyı uyaran ve kendi savunmasını sağlayan yararlı bir mekanizme olarak kabul edilmektedir.

Doğduğu andan itibaren, çevresiyle çeşitli ilişkiler içine giren çocuk için herhangi bir korku objesi söz konusu değildir. Genellikle çocuklarda korkular,bilişsel gelişimin başladığı döneme rastlayan iki-üç yaşlarında ortaya çıkmaktadır.Korkuların ne kadarının öğrenilmiş, ne kadarının içgüdüsel olduğu tartışılmaktadır. Yapılan araştırmalarda,küçük çocukların sadece kulaklarına yakın mesafede duydukları kuvvetli bir sesten ve dengelerini kaybederek düşmekten korktukları ortaya çıkmıştır.

Çocuklarda Gelişimsel Bozukluklar

Çocuklarda görülmekte olan gelişim bozuklukları son zamanlarda ülkemizde oldukça fazla bir şekilde karşılaşılan bir problem haline geldi. Toplumdaki yanlış olan bilinçlendirme, akraba evliliği gibi durumlardan sonra ortaya çıkan bozuklukların en büyük sebebi kötü ve dengesiz beslenmedir.

“Çocuğun psikolojik açıdan geçirdiği ağır travma ve aile içinde oluşan problemler çocuğun gelişmesine direk etki yapar. Travma ve aile içinde sorun var ise çocuk bu durumlardan çok fazla kötü şekilde etkilenir.

Bunlarla beraber gelişim bozukluğunun en büyük sebebi dengesiz ve düzensiz beslenmektir. Dengesiz ve düzensiz beslenen çocuklar psikolojik ve fiziksel yönden büyük zarar görürler ve bu durum gelişmelerinde büyük ölçüde etkili olur ve olumsuz zararlar verir.