Kategori: Genel

3 Ocak 2018

Uzman sosyal pedagog-psikolog Hanım Demirbaş, cinsel istismarın artık zamanımızda neredeyse her gün medyada birçok istismara uğrayan çocuk haberiyle gündeme geldiğini ifade ederek, ”Sevgi ve şefkat gibi duygusal ihtiyaçları yeterince giderilmeyen çocuklar daha çok tehlike altındadır” dedi. Son olarak Kars’ta 9 yaşındaki Mert Aydın olayıyla gündeme gelen ‘çocuğun cinsel istismarı’ konusuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Hanım Demirbaş, “Bir çocuk kaçırıldı, istismar edildi ve öldürüldü” gibi haberlerin anne ve babaları çok korkuttuğunu ve derinden huzursuz ettiğini belirterek, ”Fakat bir çocuğun öyle bir suçun kurbanı olmasının olasılığı oldukça düşüktür. Buna karşın gün ışığına kavuşmamış akraba ve tanıdık çevresi içindeki cinsel istismar vakaları daha yaygındır. Çocuk cinsel istismarı nerede başlar, nerede biter, sınırları nedir? Şefkat ve cinsel istismar arasındaki sınır nedir? Bunun genel geçerli tanımlaması yoktur. Nedeni ise bir taraftan farklı kültürel ve tarihi nedenlerdir, diğer taraftan da araştırma ve açıklama teorilerine dayanan zorluklara bağlıdır. Birçok tanımlamada ortak özellikler mevcuttur. Bunlar cinsel eylemin şekli, gücün kötüye kullanımı, kurbanın ve istismarcının yaşı, gizli tutulma baskısı ve bilimsel olarak çocuğun isteği dışında gerçekleşmesidir. Eğer bir ergen veya yetişkin gücünü ve üstünlüğünü, çocuğun güvenine ve bağımlılığına fiziksel ve ruhsa

3 Ocak 2018

Aile içi sorunlarda önlemler en başta alınırsa cinnet noktasına gelmesi önlenebilir.

Kayseri’de, bir babanın cinnet geçirerek 4 çocuğunu ve eşini öldürmesi ile ilgili değerlendirmede bulunan Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, “Öncelikle bu üzücü olayda ölenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabır diliyorum. Şimdi elbette cinnet birden gerçekleşmiyor. Öncesinden haber veren unsurlar vardır” dedi. Demirbaş, “Bunlar dikkate alınmamış olabilir ama cinnetleri araştırdığımızda muhakkak bunun altında ciddi bir psikiyatrik rahatsızlığın yattığını veya alkol gibi sorunun olduğu gözlemlenebiliyor” diye konuştu. “Aile içi şiddet, şiddetli huzursuzluk da söz konusu olabiliyor. Bunlar çocuklarında hayatına yansıyabiliyor. Bunlar muhakkak öncesinden kendini belli etmiştir” diyen Demirbaş, “Örneğin çocukların okul başarısında sıkıntı çekmeleri veya arkadaşları ile ilgili ilişkilerinde sorun yaşıyor olmaları bunların hepsinde aile içinde sorun olabileceğinin göstergesi ve burada önlemler baştan alınması gerekiyor. Yani böyle sinyalleri gerçekten ciddiye alıp, gereken önlemler ve gereken çözüm yollarına başvurulduğu takdirde bu tip olayların cinnet noktasına gelmesi önlenebilir. Burada tabi ki psikiyatrik rahatsızlığın dışında örneğin, paranoyak, alkol bağımlılığı ve toplumsal baskıda insanlarda sinir bozukluğu yaratabiliyor. İşte aldatma olayı, kıskan

28 Aralık 2017
Sınavlar, çoğu üniversite öğrencilerinde strese, baskıya, heyecana, sınav kaygısına, korkuya neden olabilmektedir.  Sınav sürecini daha sağlıklı ve rahat atlatabilmek için aşağıdaki önerilere uymak yardımcı olacaktır. 1. Sınava Kayıt Sınava hazırlığın ilk adımı olan sınavlara kaydı kaçırmamak adına takip gereklidir. Kayıt aksatıldıysa, mutlaka yönetimle ya da dekanlıkla mutlaka iletişime geçerek sınavlara katılımın mümkün olup olmadığı veya gelecek dönemi beklemeli, öğrenilmelidir. 2. Konuların Toplanması Sınavlardan iki ay önce örneğin kütüphanelerden, internet üzerinden gerekli materyallerin temini başlamalı. Böylece sınava sayılı günler kala fotokopilerle savaşın, pahalı kitap alımların yarattığı stresten yaşamamak mümkündür. Materyalleri tarih ve konu alanlarına göre sıralamak bir düzen sağlamaktadır. Bu yöntemle sınav konusunun aranması ve tekrarı kolaylaşmaktadır. 3. Ders notları Gerekli kitapların dışında önemli ders notlara sahip olunduğundan emin olunmalıdır. Aksi takdirde öğrencilerden aldıkları ders notlarını vermeleri rica edilebilir. Ayrıca diğer öğrencilerle ders notların karşılaştırılarak, sınav için gerekli içeriklerin eksiksiz olması açısından kontrol edilebilir. 4. Kendine Has Öğrenme Stilini Fark Etmek 4 çeşit öğrenme stilleri vardır: İşitsel öğrenen, bilgileri duyduğunda en iyi kaydeder. Bu tür öğ

29 Mayıs 2014
Çocuklarda din aile kavramını ve toplumsal uyumu güçlendirir.
Çocuklar yeme, kalma, kıyafet, zaman, güvenilir ilişkiler dışında harekete, eğitime, sevgiye ve şefkate ihtiyaç hissetmektedirler. Hayata anlam yüklemek için din ile ne kadar erken tanıştırılırlarsa o kadar avantajlı durumdadırlar.
Günlük hayatta sanılandan daha çok dini izlerle karşılaşmaktadırlar. Hatta insan haklarının kökleri dine dayandığı için, dini unsurları içeren atmosferde yetişen çocuklar merhamet ve vicdan duygusunu erken yaşta benimsemektedirler. Ölümle ilgili çok erken yaşta derin dini sorular sormaktadırlar. Sadece araçlara indirgendiğinde bazı olumlu değerler bilinçsizce kaybolmaktadır. Olası zor zamanlarda birinin yanında olduğu hissi çocuğa aktarılmalıdır. Bunun ön koşulu ebeveynin kendisini otorite olarak güçlendirmek adına Allah’ın baskı, korku yada eğitim aracı olarak kullanmaması şarttır. Dolayısıyla dini ritüeller, şükran, minnet ve saygıyı büyütür.
Dini ibadetler ve sohbetler çocuğun güven ve emniyet hissini güçlendirir ve ruhunun en derin seviyelerine ulaşmasını sağlar. Din, doğru algılandığında ve aile büyükleri tarafından doğru ve samimi uygulandığında çocuklar hayata karşı güçlenmektedir. Allah tarafından her insanın istendiği ve koşulsuz bir şekilde sevildiği benlik değerini güçlen

15 Mayıs 2014
Dünyanın her yerinde asırlardır aşk cinayetlerine rastlanmaktadır. Bu tür cinayetleri işleyen kişiler genellikle ilişkide zayıf taraf veya zayıf kişilikli olmasına rağmen şiddet meyilli veya acımasız değildirler. buna karşın bu cinayetlerin çoğu planlı değil anlık öfke ile karar verilen vakalardır. Aşık insanlar ile uyuşturucu veya madde bağımlısı insanların beyinleri tarafından salgılanan hormonlar örneği aynıdır. Dolayısıyla huzursuzluk, sabırsızlık, sürekli sevdiği insanı düşünme, uyku problemleri ve yemek yiyememe gibi belirtileri bir alkol veya eroin bağımlısında gözlemlemek mümkündür. Biri alkolü veya eroini düşünür diğeri ise hayatındaki mükemmel ve tek olan insanı. Normal durumlarda belli bir zaman(birkaç hafta veya ay) sonra bu durum normal seviyeye yaklaşır ve ilişkiye dönüşür. Bu ilişkide güven, anlayış, karşılıklı saygı söz konusu olduğu için sağlıklı ve güvenli ilişki seklidir. Bu ilişkide kimyasal değişimlerde sakinleşmektedir. Aksi durumda bağımlılıklar oluşmaktadır. İ
lişkideki bir tarafın belirsiz davranışları karşı tarafı kontrol etme isteğine yol açmaktadır. Sevgi ne kadar güçlü ise beklentiler o kadar büyük olur, hayal kırıklığı durumunda ise düşüş bir o kadar derin olur. Bu tür sevgilerde insanlar kendilerini feda etmektedir bu nedenle çok hassas ve kırılgandır. Benlik değeri karşı tarafın değerlendi

29 Nisan 2014

Uzman sosyal pedagog-psikolog Hanım Demirbaş, ”Sevgi ve şefkat gibi duygusal ihtiyaçları yeterince giderilmeyen çocuklar daha çok tehlike altındadır” dedi.

Son olarak Kars’ta 9 yaşındaki Mert Aydın olayıyla gündeme gelen ‘çocuğun cinsel istismarı’ konusuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Hanım Demirbaş, “Bir çocuk kaçırıldı, istismar edildi ve öldürüldü” gibi haberlerin anne ve babaları çok korkuttuğunu ve derinden huzursuz ettiğini belirterek, ”Fakat bir çocuğun öyle bir suçun kurbanı olmasının olasılığı oldukça düşüktür. Buna karşın gün ışığına kavuşmamış akraba ve tanıdık çevresi içindeki cinsel istismar vakaları daha yaygındır. Çocuk cinsel istismarı nerede başlar, nerede biter, sınırları nedir? Şefkat ve cinsel istismar arasındaki sınır nedir? Bunun genel geçerli tanımlaması yoktur. Nedeni ise bir taraftan farklı kültürel ve tarihi nedenlerdir, diğer taraftan da araştırma ve açıklama teorilerine dayanan zorluklara bağlıdır. Birçok tanımlamada ortak özellikler mevcuttur. Bunlar cinsel eylemin şekli, gücün kötüye kullanımı, kurbanın ve istismarcının yaşı, gizli tutulma baskısı ve bilimsel olarak çocuğun isteği dışında gerçekleşmesidir. Eğer bir ergen veya yetişkin gücünü ve üstünlüğünü, çocuğun güvenine ve bağımlılığına fiziksel ve ruhsal şiddet uygulamak için cinsel eylemlere başvuruyorsa cinsel istismar söz konusudur” ifadelerini kullandı. Suçluların

23 Nisan 2014

Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, “insan kendisinde gelişmiş olan, geliştirmesi gereken veya geliştirmek istediği yönlerinin farkına vararak, çeşitli yöntemlerle, kişisel bir gelişim sağlama olanağı bulabiliyor” dedi. Hanım Demirbaş, “Çoklu zeka kuramı geleneksel zeka kuramlarının sabit fikirliğe karşın içsel bir bakış açısı sunuyor. Yıllardır uzmanlar zekanın gelişmeye açık olmayan, doğuştan gelen bir kapasitesinin olduğunu öne sürmüşlerdir. Yapılan gözlem ve araştırmalar yaşanan duygu ve düşünsel deneyimlerin zekayı farklı tarzlarda şekillendirdiğini gösteriyor” ifadesinde bulundu. Hanım Demirbaş, “Bazı insanların görerek ve zihinlerinde şekillendirerek öğrenebildikleri konuları kimi dinleyerek kimisi ritimlerle kimisi kendi görüşünce analiz ederek aklında tutabiliyor. Bu zeka türleri de insanda sadece tek bir yönde gelişmeyebiliyor. Örneğin; hem işitsel hem görsel zekası gelişmiş olanlar olabiliyor. Bu kuram dikkate alındığında öğrenci, öğretmen, aile vs. kişinin eğitiminde payı olan bireylerin farkındalıkları artıyor. İnsanları tek bir bakış açısıyla değerlendirmek yerine yetiştiği koşullar hesaba katılıyor. Bu sayede insan kendisinde gelişmiş olan, geliştirmesi gereken veya geliştirmek istediği yönlerinin farkına vararak, çeşitli yöntemlerle, kişisel bir gelişim sağlama olanağı bulabiliyor. Zeka gelişim türlerini ayırdığımız zaman, yedi şekli olduğunu görüyoruz

17 Nisan 2014

Uzman Sosyal Pedagog-Psikolog Hanım Demirbaş, çalışan anneler ve karşılaştığı sorunlarla ilgili olarak, “Mükemmel eş, mükemmel ebeveyn, mükemmel derli toplu, tertemiz ev, mükemmel çalışan kısacası mükemmel işleyen insan olma reklamları nedeniyle insanların kendilerinden beklentilere ulaşması oldukça güç seviyelere yükselmektedir” dedi. Çalışan annelerin karşılaştığı sorunlarla ilgili olarak açıklama yapan Uzman Sosyal Pedagog-Psikolog Hanım Demirbaş, “Çağımızın en belirgin özelliklerinden iş ve günlük hayatta hızlı yaşamak, birçok insanı adeta tüketmektedir. Eskiden örneğin tarlada geçen zor bir iş gününden sonra insanlar da yorulurdu. Fakat şimdi ise hızlı yaşama zamanı. Hiçbir şey yeterince hızlı olarak kabul edilmemektedir. Hemen iyi-kötü ya da doğru-yanlış değerlendirilmesi yapılmaktadır. Ayrıca modern iletişimin teknolojik araçları ve internet yoluyla her vakit hazır, ulaşılabilir fonksiyonu insanları strese karşı dayanamaz hale getirmektedir. Bunların dışında mükemmel eş, mükemmel ebeveyn, mükemmel derli toplu, tertemiz ev, mükemmel çalışan kısacası mükemmel işleyen insan olma reklamları nedeniyle insanların kendilerinden beklentileri ulaşması oldukça güç seviyelere yükselmektedir. Mükemmel olma ve takdir alma çabaları çoğu özellikle çalışan kadınları köşeye sıkıştırmaktadır. Tabi ki erkeklerde çalışma koşullarından etkilenebilmektedir. Ancak kadınlar daha çok zorlanmakta

16 Nisan 2014

Uzman Sosyal Pedagog / Psikolog Hanım Demirbaş, yardım etmenin çok değerli bir karakter özelliği olduğunun altını çizerek, “Yardımcı sendromu psikolojik bir durumdur” dedi. “Karşılık beklemeden yapılan iyilikte, insanın kendi ihtiyaçlarını o an geri planda tutması normaldir” diyen Uzman Sosyal Pedagog / Psikolog Hanım Demirbaş, ” İyilik, zorunlu ve veya zorlayıcı hale, geldiğinde kişi kendisine zarar vermektedir. Bu durum yardımcı sendromu olarak adlandırılmaktadır. Bu sendroma sahip kişi, kendi ruhsal ve bedensel ihtiyaçları yerine başkalarının ihtiyaçlarını gidermeye öncelik tanımaktadır. Yardıma ihtiyaç sahibinin gerçek ihtiyaçlarını göz ardı edip, istemediği halde ya da ihtiyacı olmadığı boyutta yardımı dayatmaktadır. Çoğunlukla aldığından daha çok vermektedir. Yardımın buradaki görevi farklıdır: başkalarının onun yardıma muhtaç olması: 1. Kendisini değerli hissettirmektedir. 2.Hayatına anlam kazandırmaktadır. İnsanlara olan onun ihtiyacı değil insanların ona ihtiyacı olmasının merkezi bir değeri vardır. Kendinden daha kötü durumda olan insanlara yardım ederken, kendi zayıflıklarını ve problemlerini görmezden gelmekte. Aynı zamanda bunları beslemektedir.” diye konuştu. Yardımcı sendromunun psikolojik bir tutum olduğunun altını çizen Hanım Demirbaş, şu bilgileri verdi: “Benlik değerini büyük oranda başkalarına yardım ederek belirleyen insan, yaptığı iyilik karşısında minnet