Kategori: Anamakale

24 Mart 2018

Ayrılmak

Çocuğuma bunu nasıl söylerim?

Ebeveynler ayrılınca çocuklar her zaman etkilenir. Herkes için zor olan bu süreçte çocuklara dışlanmışlık hissi verilmemeli ve güvende oldukları hissettirilmelidir. Anne ve babanın ulaşılabilir oldukları güvencesi verilmelidir. Bu konu hakkında çocuklarla konuşmak her zaman kolay olmayabilir. Ancak çocuklardaki belirsizliğe karşı hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Çocuklarla Konuşmanın Önemi

Ayrılığa bağlı olarak ortaya çıkacak sorunlarla baş edebilmek için çocuklarla konuşmak çok önemlidir.

Böylelikle çocukta kenara itilmişlik, ciddiye alınmama ve bütün gelişimlere çaresizce teslim olma gibi olumsuz duyguların önüne geçmek mümkün olacaktır.

Konuşma ‘Yanındayım. Seninleyim. Sen benim için önemlisin. Yalnız değilsin.’ gibi mesajlar içermelidir. Bu, her yaş grubundaki çocuklar için geçerlidir. Bazı ebeveynler ise daha küçük yaştaki çocuklara, anlamayacakları düşüncesiyle açıklama yapmamaktadırlar. Özellikle bu çocuklar daha irrite ve daha korkak olabilmektedirler.

Çocuklar ile Ayrılık Hakkında Ne Zaman Konuşulmalı

Ebe

26 Ocak 2018

Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, notları kötü olan öğrencilerin, ailelerinden korkması ve çevreden dışlanacağı korkusu ile intihara yönelebileceklerini söyledi. Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, öğrencilere ve velilere ’Karne’ konusunda uyarılarda bulundu. Karnelerinde kötü not olan öğrencilerin tatili fırsata dönüştürmeleri gerektiğini kaydeden Demirbaş, “Karneleri kötü gelen öğrenciler tatili fırsata dönüştürebilirler ve kötü not alma nedenleri araştırılabilir. Öğrencilerimizin de soğukkanlılıklarını korumaları ve üzülmemeleri gerekir. Çünkü notlarını düzeltmek için yine bir yarım dönemler var. Burada anne ve babanın çok görevi vardır. Yaklaşımları çok önemli. ailelerin kesinlikle cezalandırıcı yaklaşmamaları gerekiyor. Tenkit ve tehdit çocukta kaygıyı artırabilir ve okula tamamen kendini kapatabilir. Negatif bir benlik algısı oluşabilir ve buda gerçekçi potansiyelini ortaya koymasını olumsuz yönde etkileyebilir. Kötü notların mutlaka öğretmenlerle birlikte nedenleri araştırılmalıdır. Anne ve baba sadece karne günlerinde değil, düzenli bir şekilde yıl boyu öğretmenleriyle beraber çocukları ile ilgilenmelidir. Bu şekilde çocukları ile güven bağı oluşturdukları için çocuklarda kendilerini rahat bir şekilde ifade ederler ve ortada kaygı olmayabilir, dolayısıyla daha rahat olurlar. Eğer başarısızlık bilgi eksikliğine dayanılıyorsa, özel öğretmen ile deste

28 Aralık 2017
Sınavlar, çoğu üniversite öğrencilerinde strese, baskıya, heyecana, sınav kaygısına, korkuya neden olabilmektedir.  Sınav sürecini daha sağlıklı ve rahat atlatabilmek için aşağıdaki önerilere uymak yardımcı olacaktır. 1. Sınava Kayıt Sınava hazırlığın ilk adımı olan sınavlara kaydı kaçırmamak adına takip gereklidir. Kayıt aksatıldıysa, mutlaka yönetimle ya da dekanlıkla mutlaka iletişime geçerek sınavlara katılımın mümkün olup olmadığı veya gelecek dönemi beklemeli, öğrenilmelidir. 2. Konuların Toplanması Sınavlardan iki ay önce örneğin kütüphanelerden, internet üzerinden gerekli materyallerin temini başlamalı. Böylece sınava sayılı günler kala fotokopilerle savaşın, pahalı kitap alımların yarattığı stresten yaşamamak mümkündür. Materyalleri tarih ve konu alanlarına göre sıralamak bir düzen sağlamaktadır. Bu yöntemle sınav konusunun aranması ve tekrarı kolaylaşmaktadır. 3. Ders notları Gerekli kitapların dışında önemli ders notlara sahip olunduğundan emin olunmalıdır. Aksi takdirde öğrencilerden aldıkları ders notlarını vermeleri rica edilebilir. Ayrıca diğer öğrencilerle ders notların karşılaştırılarak, sınav için gerekli içeriklerin eksiksiz olması açısından kontrol edilebilir. 4. Kendine Has Öğrenme Stilini Fark Etmek 4 çeşit öğrenme stilleri vardır: İşitsel öğrenen, bilgileri duyduğunda en iyi kaydeder. Bu tür öğ

25 Aralık 2017

2012 yılında HD Danışmanlık merkezinin açıldığı günden bu güne kadar hakkımızda diplomamızın, çalışma belgemizin ve iş yeri açma ruhsatımızın olmadığına dair asılsız söylemlerin haberlerini almaktayız. Bu asılsız söylemler nedeniyle aşağıda yayınladığımız Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğünün Değerlendirme – Sonuç Raporunu kamuoyuna sunma ihtiyacı hissettik. Sağlıklı ve mutlu günler dileriz. Uzman Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş  

Posted in Anamakale, Genel
29 Mayıs 2014
Çocuklarda din aile kavramını ve toplumsal uyumu güçlendirir.
Çocuklar yeme, kalma, kıyafet, zaman, güvenilir ilişkiler dışında harekete, eğitime, sevgiye ve şefkate ihtiyaç hissetmektedirler. Hayata anlam yüklemek için din ile ne kadar erken tanıştırılırlarsa o kadar avantajlı durumdadırlar.
Günlük hayatta sanılandan daha çok dini izlerle karşılaşmaktadırlar. Hatta insan haklarının kökleri dine dayandığı için, dini unsurları içeren atmosferde yetişen çocuklar merhamet ve vicdan duygusunu erken yaşta benimsemektedirler. Ölümle ilgili çok erken yaşta derin dini sorular sormaktadırlar. Sadece araçlara indirgendiğinde bazı olumlu değerler bilinçsizce kaybolmaktadır. Olası zor zamanlarda birinin yanında olduğu hissi çocuğa aktarılmalıdır. Bunun ön koşulu ebeveynin kendisini otorite olarak güçlendirmek adına Allah’ın baskı, korku yada eğitim aracı olarak kullanmaması şarttır. Dolayısıyla dini ritüeller, şükran, minnet ve saygıyı büyütür.
Dini ibadetler ve sohbetler çocuğun güven ve emniyet hissini güçlendirir ve ruhunun en derin seviyelerine ulaşmasını sağlar. Din, doğru algılandığında ve aile büyükleri tarafından doğru ve samimi uygulandığında çocuklar hayata karşı güçlenmektedir. Allah tarafından her insanın istendiği ve koşulsuz bir şekilde sevildiği benlik değerini güçlen

16 Nisan 2014

Uzman Sosyal Pedagog / Psikolog Hanım Demirbaş, yardım etmenin çok değerli bir karakter özelliği olduğunun altını çizerek, “Yardımcı sendromu psikolojik bir durumdur” dedi. “Karşılık beklemeden yapılan iyilikte, insanın kendi ihtiyaçlarını o an geri planda tutması normaldir” diyen Uzman Sosyal Pedagog / Psikolog Hanım Demirbaş, ” İyilik, zorunlu ve veya zorlayıcı hale, geldiğinde kişi kendisine zarar vermektedir. Bu durum yardımcı sendromu olarak adlandırılmaktadır. Bu sendroma sahip kişi, kendi ruhsal ve bedensel ihtiyaçları yerine başkalarının ihtiyaçlarını gidermeye öncelik tanımaktadır. Yardıma ihtiyaç sahibinin gerçek ihtiyaçlarını göz ardı edip, istemediği halde ya da ihtiyacı olmadığı boyutta yardımı dayatmaktadır. Çoğunlukla aldığından daha çok vermektedir. Yardımın buradaki görevi farklıdır: başkalarının onun yardıma muhtaç olması: 1. Kendisini değerli hissettirmektedir. 2.Hayatına anlam kazandırmaktadır. İnsanlara olan onun ihtiyacı değil insanların ona ihtiyacı olmasının merkezi bir değeri vardır. Kendinden daha kötü durumda olan insanlara yardım ederken, kendi zayıflıklarını ve problemlerini görmezden gelmekte. Aynı zamanda bunları beslemektedir.” diye konuştu. Yardımcı sendromunun psikolojik bir tutum olduğunun altını çizen Hanım Demirbaş, şu bilgileri verdi: “Benlik değerini büyük oranda başkalarına yardım ederek belirleyen insan, yaptığı iyilik karşısında minnet