Kategori: Anamakale

21 Haziran 2019

2012 yılından beri adıma bulanan HD Hanım Demirbaş isimli danışmanlık merkezimi resmi olarak açmış ve başarılı bir şekilde sosyal pedagojik ve psikolojik danışmanlık yapmaktayım. Alanımda Kayseri ve İç Anadolu Bölgesinde hatta ulusal çap da 25 yıllık iş hayatımda büyük başarılara imza atmış, uzmanlaşmış, yurtiçi ve yurtdışı farklı farklı alanlarda çalışmış, yine yurtiçi seminerlere konuşmacı olarak katılmış, bir çok eğitimler almış, bu alanda dünya çapında ünlü hocalar tarafından takdir edilmiş, kısaca kendini kanıtlamış, kendini işine adamış, profesyonelce çalışan bir uzmanım. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nden (2012-2015 yıllar arası) ve belediyeden aldığım ruhsatlar tamdır. Ruhsatları alabilmek için diploma şarttır. Yapılan denetimlerde de hiçbir eksiğimin olmadığı, tam teşekküllü çalıştığım tespit edilmiştir. Dört yıldır Vergi dairesine bağlı olarak çalışıp her zaman vergimi düzenli ödemekteyim. Yaptığım bu faaliyette hiç bir usulsüzlüğüm, eksiğim ve yanlışım olmadan mesleğimi kanun ve yönetmeliklere uygun yürütmekteyim. Bütün bu gerçeklere rağmen gerek Kayseri’deki meslektaşlarım gerek bazı üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin aleyhimde tamamen haksız, dayanaksız, gerek benimle gerek merkezimle gerek uyguladığım yöntemlerle, gerek aldığım eğitimlerle ilgili örneğin diplomamın olmadığını, iş yerimin bu nedenle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ta

Posted in Anamakale, Genel
27 Şubat 2019

Uzman Sosyal Pedagog-Psikolog Hanım Demirbaş, son günlerde meydana gelen çocuklara karşı cinsel istismar konusu ile ilgili olarak; “Evde dayağa alışmış, ürkek çocukları kurban olarak seçiyorlar. Çocuklarımızı polisle korkutmayalım hiçbir şekilde. Korktuğu zaman onlara başvuracağını öğretelim. Bunun içine doktorlar, terapistler de giriyor” dedi. 

Uzman Sosyal Pedagog – Psikolog Demirbaş, son zamanlarda ülkede meydana gelen küçük yaştaki çocuklara uygulanan cinsel istismar konusunda önemli bilgiler verdi. Toplumda neden bu tür olayların meydana geldiğini, aile ve çocukların nasıl davranması gerektiği hakkında bilgiler veren Demirbaş, “İnsanlar artık bu konuda daha fazla bu tür sorunları dile getirebiliyorlar. Ama bu daha önce bu tür şeylerin yaşanmadığı anlamına gelmez. Yani Türkiye, tabi Avrupa ülkeleri arasında 2. sırada yer alması bu açıdan, bunu da göz önünde bulundurursak Türkiye’de her zaman var olan bir şey. Dünyanın her bir tarafında var tabi ki. Ama Türkiye’nin 2. sırada olması ve yaşanması elbette bu kadar çok fazla olması üzücü bir olay. İnsan zaten kendi ülkesinden, kendi insanlarına bunu konduramıyor, daha üzücü oluyor, daha güzel yerlerde olmasını istiyor elbette. Bizim için bu yüzden de hem kültürel açıdan hem de dini aç

27 Şubat 2019

Uzman Sosyal Pedagog-Psikolog Hanım Demirbaş, çalışan anneler ve karşılaştığı sorunlarla ilgili olarak, “Mükemmel eş, mükemmel ebeveyn, mükemmel derli toplu, tertemiz ev, mükemmel çalışan kısacası mükemmel işleyen insan olma reklamları nedeniyle insanların kendilerinden beklentilere ulaşması oldukça güç seviyelere yükselmektedir” dedi. Çalışan annelerin karşılaştığı sorunlarla ilgili olarak açıklama yapan Uzman Sosyal Pedagog-Psikolog Hanım Demirbaş, “Çağımızın en belirgin özelliklerinden iş ve günlük hayatta hızlı yaşamak, birçok insanı adeta tüketmektedir. Eskiden örneğin tarlada geçen zor bir iş gününden sonra insanlar da yorulurdu. Fakat şimdi ise hızlı yaşama zamanı. Hiçbir şey yeterince hızlı olarak kabul edilmemektedir. Hemen iyi-kötü ya da doğru-yanlış değerlendirilmesi yapılmaktadır. Ayrıca modern iletişimin teknolojik araçları ve internet yoluyla her vakit hazır, ulaşılabilir fonksiyonu insanları strese karşı dayanamaz hale getirmektedir. Bunların dışında mükemmel eş, mükemmel ebeveyn, mükemmel derli toplu, tertemiz ev, mükemmel çalışan kısacası mükemmel işleyen insan olma reklamları nedeniyle insanların kendilerinden beklentileri ulaşması oldukça güç seviyelere yükselmektedir. Mükemmel olma ve takdir alma çabaları çoğu özellikle çalışan kadınları köşeye sıkıştırmaktadır. Tabi ki erkeklerde çalışma koşullarından etkilenebilmektedir. Ancak kadınlar daha çok zorlanmakta

Posted in Anamakale, Genel
27 Şubat 2019

Uzman Psikolog Hanım Demirbaş, medyada ‘cinnet getirdi’ başlıklı verilen her haberin aslında cinnetle ilgili olmadığını ve her cinnet getirenin de ruh ya da akıl hastası olarak tanımlanmasının doğru olmadığını söyledi.

  Birini yaralayan ya da öldüren herkesin cinnet getirmiş olmayacağına işaret eden Uzman Psikolog Hanım Demirbaş, bununla bağlantılı olarak medyada yayımlanan her cinnet başlıklı haberde doğru tanımlama yapılmadığını ifade etti. Uzman Psikolog Hanım Demirbaş, “Cinnetin psikopatolojisi, genel tanımı sınırlıdır. Birden fazla insanın tehlike altında olması, yaralanması veya öldürülmesi tipiktir. Cinnetin bir kültürden diğer bir kültüre aktarımı çok zordur. Medyada cinnet olarak adlandırılan her olay gerçekte cinnet olmayabilir! Cinnet bir hastalık değil, durum tablosudur. Şiddet eğiliminin altında yatan motifler farklıklar göstermektedir. Karmaşık oluşum koşullarından dolayı net bir suçlu profili yoktur. Cinnet getirenlerin nadir ortak yönleri daha çok erkek olmalarıdır. Medyada yansıtıldığı gibi her cinnet getiren akıl ve ruh hastası değildir. Eylemin planlı olup olmadığına anlık gelişim gelişmediğine bakılmalıdır. Planlanan eylemler katliam olarak nitelendirilir. Cinnetler ise ruhsal açıdan sıradışı bir durumda gerçekleşir. Katliamda suçlu bilinçli olarak belirlediği insanları öldürür. Klasik cinnet ise bilinçsizce gerçe

27 Şubat 2019

Uzman Sosyal Pedagog-Psikolog Hanım Demirbaş Fransa’da yaşanan terör olayıyla ilgili olarak, “Yine talihsiz bir olay yaşanmıştır. Paris’te yaşanan olaya şahit olanlar, olay yeri inceleme ekipleri, olayı seyredenler dehşet korku ve olumsuz duygular içerisinde kalmıştır. Bazı insanlarda da psikiyatri rahatsızlıklara yol açmıştır” dedi.

Fransa’da yaşanan terör olaylarını psikolojik açıdan değerlendiren Uzman Sosyal Pedagog-Psikolog Hanım Demirbaş, “İnsanlar öncelikle neden saldırganlaşıyor ona bakmak lazım. Bu şiddet saldırısı karşısında insanlar daha çok öfke duymaktadırlar ve şiddete şiddetle cevap verme eğilimi artmaktadır. İslamiyet başta olmak üzere dinler hoşgörüyü emrederken insanlar şiddet eylemleriyle dinin değerlerini savunmaya çalışırlar. Saldırganlık insanların davranışları altında yatan amaçlarından biridir. Saldırganlığın iki yüzü vardır. Bunlardan birincisi yıkıcılığın, savaşın, mutsuzluğun nedeni olarak görülmektedir. İkincisi ise hayatta kalmak, hayatı korumak ve büyümeyi sağlamaktır. İnsanın büyümesinin tehdit altında olduğu durumlarda veya insan kendisini tehdit altında hissettiğinde bu tür olumsuz davranışlar gün yüzüne çıkmaktadır” diye konuştu.

Kimsenin kendisini saldırgan kabul etmeyeceğini belirten Demirbaş, “İnsanlar saldırgan davranışlarına bir sebep bulmaktadır. Birey kendisine ‘diğer insanlarla neden barı

12 Şubat 2019

Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, aldatmaya karşı kadınlara altın öğütlerde bulunarak, “Anne ve eş rolleri arasındaki dengeyi sağlayın” uyarısını yaptı.

Evlilikte duygusal bağ önemlidir. Cinsel aldatma duygusal bağa zarar verir ve bunun duygusal aldatmadan bağımsız olduğu düşünülemez” diyen Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, “Çiftler giderek birbirinden uzaklaşırlar. Aldatılan kişide depresyona neden olur. Kişi öfke duyar, kendisini değersiz ve sevgiye layık olmayan biri gibi hisseder. Misilleme yapabilir. Bedelini ise çocuklar – var ise – dolayısıyla toplum öder. Cinsel zevklerin peşinden koşan insan olgunlaşmamıştır, mutlu olamaz, dolayısıyla çevresindekileri de mutlu edemez. Evlilik sadece cinsel bir beraberlik değildir. Aynı zamanda kutsal bir yönü de vardır” dedi. ‘Erkektir, aldatır’ sözünün temelinde geleneksel aile anlayışının erkeğe adeta aldatma özgürlüğü verdiğinin altını çizen Demirbaş, “Erkektir, elinin kiridir, yapar, döneceği yer yine evidir düşüncesinin hala yaygın olduğu söylemek mümkündür. Ancak eğitim seviyesinin yükselmesi ve çekirdek aileye geçişle birlikte erkeğin aldatması artık kadın tarafından eskisi gibi kabullenmemektedir. Erkeğin aldatması onun biyolojik yapısından yani doğasından kaynaklanır. Neslinin devamı ve sperm sayısı kadının yumurta sayısına göre daha yüksek olduğu için daha fazla cinsel beraberl

12 Şubat 2019

Uzman Psikolog Hanım Demirbaş, “Engelli insanlar da diğer insanlar gibi yaşamak istiyor” dedi.

“Bir hastalığa, doğuştan hasara veya bir kazaya bağlı olarak, uzun süren ciddi sağlık sorunu nedeniyle bir insanın topluma ve ekonomiye fonksiyonel artı aktiviteleri açısından kısıtlı veya hiç katkıda bulunamaması durumunda bir engel söz konusudur” diyen Hanım Demirbaş, “Sosyal açıdan engelli olmanın bireysel, ailevi ve toplumsal yönden olumsuz etkileri daha çok ön plana çıkabilmektedir. Kimi engelli insanlar veya kronik hastalar genelde istek ve arzularının gerçek hayatta gerçekleşmelerinin güç olduğuna inanırlar. Bu inanç hayatlarını düzenlemede soruna ve memnuniyetsizliğe yol açabilmektedir. Bazen depressif bir ruh hali, korkular, güvensizlik hakim olan duygulardır. Böyle durumlarda psikolojik destekle içsel dengeyi ve huzuru yakalamak mümkün olabilmektedir. Engelli bireyin ailesi de çoğu zaman zorlanmaktadır. Anne ve babalar sınırlarını zorlayıcı bir şekilde yaşam güçlerini engeli olan çocuklarına harcadıkları için tükenmişlik sendromu yaşamaktadırlar. ‘Herkes gibi ‘normal’ olmak varken, neden biz?’ diye bir taraftan sorgular ve kendilerini suçlarken, hayatlarına derin bir acı eşlik etmektedir. Çocuklarının okulu, işi, eş seçimi, evliliği ile ilgili gelecek kaygıları, kendilerine aşırı yüklenme sonuncu ortaya çıkan

24 Mart 2018

Ayrılmak

Çocuğuma bunu nasıl söylerim?

Ebeveynler ayrılınca çocuklar her zaman etkilenir. Herkes için zor olan bu süreçte çocuklara dışlanmışlık hissi verilmemeli ve güvende oldukları hissettirilmelidir. Anne ve babanın ulaşılabilir oldukları güvencesi verilmelidir. Bu konu hakkında çocuklarla konuşmak her zaman kolay olmayabilir. Ancak çocuklardaki belirsizliğe karşı hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Çocuklarla Konuşmanın Önemi

Ayrılığa bağlı olarak ortaya çıkacak sorunlarla baş edebilmek için çocuklarla konuşmak çok önemlidir.

Böylelikle çocukta kenara itilmişlik, ciddiye alınmama ve bütün gelişimlere çaresizce teslim olma gibi olumsuz duyguların önüne geçmek mümkün olacaktır.

Konuşma ‘Yanındayım. Seninleyim. Sen benim için önemlisin. Yalnız değilsin.’ gibi mesajlar içermelidir. Bu, her yaş grubundaki çocuklar için geçerlidir. Bazı ebeveynler ise daha küçük yaştaki çocuklara, anlamayacakları düşüncesiyle açıklama yapmamaktadırlar. Özellikle bu çocuklar daha irrite ve daha korkak olabilmektedirler.

Çocuklar ile Ayrılık Hakkında Ne Zaman Konuşulmalı

Ebe

26 Ocak 2018

Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, notları kötü olan öğrencilerin, ailelerinden korkması ve çevreden dışlanacağı korkusu ile intihara yönelebileceklerini söyledi. Uzman Sosyal Pedagog/Psikolog Hanım Demirbaş, öğrencilere ve velilere ’Karne’ konusunda uyarılarda bulundu. Karnelerinde kötü not olan öğrencilerin tatili fırsata dönüştürmeleri gerektiğini kaydeden Demirbaş, “Karneleri kötü gelen öğrenciler tatili fırsata dönüştürebilirler ve kötü not alma nedenleri araştırılabilir. Öğrencilerimizin de soğukkanlılıklarını korumaları ve üzülmemeleri gerekir. Çünkü notlarını düzeltmek için yine bir yarım dönemler var. Burada anne ve babanın çok görevi vardır. Yaklaşımları çok önemli. ailelerin kesinlikle cezalandırıcı yaklaşmamaları gerekiyor. Tenkit ve tehdit çocukta kaygıyı artırabilir ve okula tamamen kendini kapatabilir. Negatif bir benlik algısı oluşabilir ve buda gerçekçi potansiyelini ortaya koymasını olumsuz yönde etkileyebilir. Kötü notların mutlaka öğretmenlerle birlikte nedenleri araştırılmalıdır. Anne ve baba sadece karne günlerinde değil, düzenli bir şekilde yıl boyu öğretmenleriyle beraber çocukları ile ilgilenmelidir. Bu şekilde çocukları ile güven bağı oluşturdukları için çocuklarda kendilerini rahat bir şekilde ifade ederler ve ortada kaygı olmayabilir, dolayısıyla daha rahat olurlar. Eğer başarısızlık bilgi eksikliğine dayanılıyorsa, özel öğretmen ile deste

28 Aralık 2017
Sınavlar, çoğu üniversite öğrencilerinde strese, baskıya, heyecana, sınav kaygısına, korkuya neden olabilmektedir.  Sınav sürecini daha sağlıklı ve rahat atlatabilmek için aşağıdaki önerilere uymak yardımcı olacaktır. 1. Sınava Kayıt Sınava hazırlığın ilk adımı olan sınavlara kaydı kaçırmamak adına takip gereklidir. Kayıt aksatıldıysa, mutlaka yönetimle ya da dekanlıkla mutlaka iletişime geçerek sınavlara katılımın mümkün olup olmadığı veya gelecek dönemi beklemeli, öğrenilmelidir. 2. Konuların Toplanması Sınavlardan iki ay önce örneğin kütüphanelerden, internet üzerinden gerekli materyallerin temini başlamalı. Böylece sınava sayılı günler kala fotokopilerle savaşın, pahalı kitap alımların yarattığı stresten yaşamamak mümkündür. Materyalleri tarih ve konu alanlarına göre sıralamak bir düzen sağlamaktadır. Bu yöntemle sınav konusunun aranması ve tekrarı kolaylaşmaktadır. 3. Ders notları Gerekli kitapların dışında önemli ders notlara sahip olunduğundan emin olunmalıdır. Aksi takdirde öğrencilerden aldıkları ders notlarını vermeleri rica edilebilir. Ayrıca diğer öğrencilerle ders notların karşılaştırılarak, sınav için gerekli içeriklerin eksiksiz olması açısından kontrol edilebilir. 4. Kendine Has Öğrenme Stilini Fark Etmek 4 çeşit öğrenme stilleri vardır: İşitsel öğrenen, bilgileri duyduğunda en iyi kaydeder. Bu tür öğ